Eyüp’te bir güzel mekân: Heybe Kafe

Kategori: Gezmeler | 5

Merhabalar,

Bu yazıda Eyüp’te, Eyüp Sultan Camii’ne 100 m mesafede bulunan Heybe Kafe’yi anlatmak istedim. Peşinen söyleyeyim, gezmeyi sevmem, haftalarca evden çıkmasam sıkıldım demem, aile ve komşu ziyaretleri haricinde kolay kolay dışarı çıkmam, hafta sonu şuraya gidelim diye kafamda önceden plan yapsam da hafta sonu geldiğinde üşengeçlikten amaan boşver, ev gibisi yok deyip vazgeçerim. Bunları niye söylüyorum, aman şu kafenin tiramisusu şahane, bu mekanın şu çayı harika filan diye ahkam kesebilecek vasıflara sahip biri değilim. Yani bu bir tavsiye ya da reklam yazısı filan olmayacak. Bir şekilde beni etkileyen bir yer hakkında birkaç kelam edip bloguma not düşmüş olacağım.

Heybe Kafe’ye geçen Ramazan bir iftar yemeği için gitmiştik ilk kez ve….

Öncelikle bu mekanın en önemli özelliklerinden birisi çok zevkli olduğuna inandığım biri tarafından hazırlanan müzikleri. Bu yazıyı okuyan birileri varsa şu sayfayı yeni sekmede açıp play tuşuna bastıktan sonra devam etmesi iyi olabilir. Yalnız buradaki şarkılar listenin çok az bir kısmı. Mekan sahibi Mithat Bey ile şahsen tanışmadım ama her gittiğimde kendisini orada aşk ile yemeklerle ve misafirlerle ilgilenirken görüyorum. Müzik listesinde de muhtemelen kendisinin parmağı var 🙂

(Bol fotoğraflı bir yazı olacak. Fotoğrafların çoğunu geçen hafta gittiğimizde çektim ama 1-2 tane Ramazan’dan kalma olan da var. Her detayı anlatmam mümkün değil, görüntüleri incelemenizi tavsiye ederim. )

Mekanımız burası:

Heybe-22Bu fotoğrafı Ramazan’da çekmiştim. Mithat Bey dışarıdaki masanın üzerinde sergilediği semaverle bizim gibi çay severleri kalbinden vuruyor 🙂 Filistin bayrağı konusunda bir şey söylememe gerek var mı bilmiyorum.

Heybe-20Kapıdan girince iki katlı ahşap bir yapı ile bahçesini görüyoruz. Yazın bahçede oturmak elbette çok keyifli ama iç kısmın odaları o kadar güzel ki kış gelse de gidip Heybe’nin içinde otursam diye sayıkladım aylarca. En sonunda geçen hafta içeride oturmak nasip oldu çok şükür 🙂

Heybe-3 Heybe-4Bahçenin fotoğraflarını ekliyorum ama bu kış hali, yazın elbette çok daha güzel oluyor. Çiçekler, masalar ve elbetteki kediler 🙂 Burası çok kedili bir mekan ama bu kez objektifimden kaçmayı başardılar. Yazdan kalma bir güzellik paylaşıyorum sadece:

Heybe-21Şu kapıdan içeri giriyoruz:

Heybe-2İçeri girince şu köşe olacaklarla ilgili fikir veriyor biraz, ilk noluyo nereye geldik dediğim yer:

Heybe-5Gördüğünüz üzere baya bildiğin ev gibi 🙂 Bu katta iki oda daha var ama boş olarak fotoğrafları olmadığı için paylaşamayacağım. Ne kadar güzel olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

Üst katta da üç oda bulunuyor. Biri kütüphaneli oda ve aynı zamanda mescit. Diğer oda bizim kahvaltı yaptığımız büyük oda. Bir oda daha vardı ama oraya girmedim, benim için gizemini koruyor.

Heybe-17Burası büyük odanın kahve ve muhabbet köşesi. Gerçi burada muhabbet için özel yere ihtiyaç yok bana kalırsa. Eski dostlarla buluşulup uzuuun uzun konuşmaya uygun her yer veya tek başına ruhunu dinlemek, hayatın son hız akışına dur demek için. Heybe-9 Heybe-8Odanın her yerinde çok güzel detaylar var. Muhtemelen eskiciden alınmış eşyalar o kadar zevkle bir araya getirilmiş ki hayran olmamak mümkün değil.

Heybe-10Heybe-6Bu odanın diğer köşesi şöyle:

Heybe-15Bu da yine aynı odada bulunan masa:

Heybe-7O halının öyle durmasından rahatsız olan takıntılı biri varsa okuyan merak etmeyin fotoğraf çektikten sonra düzelttim 🙂

Ve detaylar detaylar…

Heybe-11 Heybe-16Bu odada bir de küçük masa vardı bizim kahvaltı yaptığımız ama onun fotoğrafı yok. Onun yerine kahvaltıdan bir detay vereyim:

Heybe-18Çay tabakları için her seferinde acaba bu kez nasıl bir güzellik gelecek demekten kendimizi alamadık. Gerçi servis yapan arkadaş bunun için özür diledi ama niye anlamadık. Bizce çok güzeldi hepsi de 🙂 Menü ve lezzetler hakkında fazla bir şey demeyeceğim, çünkü ben buraya mekan için gidiyorum, yemek teferruat 🙂 İlla bir şey demem gerekirse de her şey tıpkı evdeki gibi diyebilirim.

Heybe-13

Burası da kütüphaneli oda. Kitap rafının eski bir merdiven olduğunu anlayan var mı? Ben çok yakından bakınca anlayabildim 🙂 Güzel fikirmiş. Kitap okumaya bu kadar elverişli bir mekanda kitaplık olmaması tuhaf olurdu zaten. Bir de Mithat Bey’in kitap takası uygulaması vardı halen devam ediyor mu bilmiyorum. Yani bir kitap bırak, bir kitap al ve git. Bence süper 🙂

Heybe-12Aynı odanın başka bir detayı. Hemen sağda halıyla kaplı küçük bir alan var, orası da mescit oluyor.

Heybe Kafe’den paylaşacağım fotoğraflar bu kadar. Ortamın bana yaşattığı hisleri anlatmam zor olduğundan bu kadarıyla yetinmek zorundayız. Fırsatım olsa hafta içi sabahtan gider bir demlik çay alıp elime de kitabı alıp oturur akşam da çıkıp gelirim, yazık ki yok.

Eyüp, benim çocukluğumdan beri alışveriş için, gezmek için, hava almak için vs gittiğim bir yer. Ama “yemek” deyince aklıma yoldan geçenlere “buyrun aile salonumuz var” diye seslenen dönerciler gelirdi eskiden. Eskiden 🙂 Mithat Bey’e Eyüp’e böyle bir mekan kazandırdığı için teşekkür etmek isterdim. Ben orayı çok sevdim, bir parçamı orada bıraktım, her fırsatta gitmeye çalışacağım. Allah nasip eder de 60 yaşıma filan gelirsem yine gidip sevdiğimle orada muhabbet etmek isterim 🙂

 

İlgilisine Heybe Kafe’nin facebook sayfaları, çok güzel müzik paylaşımları var:

https://www.facebook.com/HeybeKafe

https://www.facebook.com/HeybeKulturKafe

Benden bu kadar, yol tarifi istemeyin bi zahmet bakıverin googledan. Ama kafenin eski yeri olan Balat’a gitmeyin sakın. Biz ilk sefer öyle bir yanılgı yaşayıp Balat’taki adrese gittik, meğer taşınmış, iyi de olmuş bana kalırsa 🙂

Böyle özenli, samimi, sıcacık mekanlar çoğalsın diye ümit ederek yazımı bitiriyorum.

 

Hoşçakalın..

 

 

 

 

5 Responses

  1. Kışın Leylâsı

    Sevgili Özlem Hanım, Ne kadar hoş bir yazı olmuş bu başlık. Bu sabah F. Hande Topbaş’ın “Kuş Uçar Kervan Geçer” isimli kitabını nihâyete erdirdim. Kitap genel olarak yurtdışı seyahatlerine dair yazılar oluşuyor. Her bir yazı, yazarın çektiği harika fotoğraflarla zenginleştirilmiş. Her bir yazıdan sonra, insan gözünü kapayıp, kaçınılmaz olarak, o ülkede/bölgede olduğunu hayal ediyor. Kitabı rafa koyarken “gerçek okuma, insana işte böyle ilhâm vermeli” diye geçirdim içimden.

    “Neden bunu sizinle paylaşıyorum?” diye düşünmezsiniz siz kesinlikle, nezaketinizden, fakat ben öyle varsayarak cevaplayayım 🙂 Sizin yazınız da ilhâm verici idi. İstanbul’a geçeceğim ilk tarihte gidilecek, kahve içilecek, kitap okunacak mekân olarak kayıtlara geçildi 🙂

    • özlemistan

      Ravza Hanım çok teşekkür ederim nezaketiniz için ama ilham veren fotoğraflar yani mekanın kendisi olsa gerek. İlham veren yazı yazmak için birkaç bin fırın ekmek yemem lazım 🙂

      “Kuş Uçar Kervan Geçer” nedense çok merakımı cezbetti. 2015 planlarım arasında “yurt dışı seyahatlerine başla” notu olduğu için olsa gerek 🙂 Allah nasip ederse tabi.

      Heybe’deki kahvenizde size eşlik etmek isterim uygun görürseniz 🙂

      Sevgiler

      • Kışın Leylâsı

        Özlem Hanım, ne büyük mutluluk olur 🙂 Sanıyorum yakama bir karanfil ekleyebilirim 😉

        Teklifinizi canı gönülden kabul ediyor, “öğretmen” rolüne bürünmediğim şu tatil günleri sona ermeden İstanbul’da bulunacağım müjdesini de veriyorum 🙂
        *
        Mevzû dışında bir not: Gezi yazılarının ilk adımı olarak Rahşan Tekşen’in “Kırk Bir Kere İstanbul”u da biraz karıştırılabilir, hatta benim gibi yurt dışı izni ziyâdesiyle sınırlı olan bir memur için daha gerçekçi bir ilhâm sebebi olduğunu da belirtmeliyim 😉 İki yazar da A. Ali Ural’ın atölyesinde yetişen yazarlar. Mekânlara kadın gözüyle yaklaşmanın zerâfeti de satır arasında belirtilebilir 🙂

  2. Abdullah

    Yasayip tarzimdan mi bilmiyorum ama, eski yapilari hep sevmisimdir eklediginiz resimler beni biraz bu mekana karsi isindirdi bu hafta sonu kesinlikle gitmeyi dusunuyorum.

    Saygilarimla

    • özlemistan

      Çok sevindim Abdullah bey, giderseniz eğer yorumlarınızı paylaşırsanız sevinirim. Ben de çok özledim Heybe’yi, ilk fırsatta gideceğim.

      Sevgiler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir